Yakın Yerler -3

Merhaba sevgili dans ve gezi tutkunları… Bu dizimizde de yine hem çok yakın hem çok güzel rotalar var. Haydi hemen anlatmaya başlayalım.

ENEZ

İlk rotamız benim de çok sevdiğim ve her hafta sonu gidebilmek için kandıracağım arkadaşlarımın da dünden razı olduğu ENEZ.  Enez, Yunanistan sınırında Edirne Keşan’a bağlı, berrak sularıyla ile Ege’nin en güzel başlangıç köşesi Saroz Körfezi’nde doğal avantajlara ve güzelliklere sahip olan M.Ö. 4000’lere kadar dayandığı tahmin edilen güzel ve küçük bir sahil yerleşimi. Enez deniz, tarih ve doğa turizminde en az Ege Bölgesi’ndeki turizm yöreleri kadar potansiyele sahip olmasına rağmen; henüz Türkiye’de yaşayanların birçoğunun bilmediği bir yer. İyi ki de bilmediği sadece bilenlerin gittiği ve bu yüzden de fazla bozulmadığı bir yer. Ancak ne yazık ki her geçen gün yazlık yerleşimi artıyor.

Harika denizinin ve geceleri çok kalabalık olan sevimli çarşısının yanı sıra arkeoloji ve tarih meraklıları için de tavsiye ettiğimiz bu rota son derece dolu bir rota. Ainos Antik Kenti mutlaka görülmeli. Enez’in kurulduğu yerde, antik çağda kurulan şehir olan: Ainos’un ilk sakinlerinin kimler olduğu kesin olarak bilinemiyor. Ancak, eskiçağ kaynaklarında, Ainos’un yerinde, önceleri Trak kabilelerinin yerleşik oldukları görülüyor. MÖ.7’nci yüzyılda, İzmir’in kuzeyinde, Aiolia bölgesinde yaşayan Aioller tarafından buranın iskan edildiği, daha sonra ise Mytileneliler ve Kymeliler tarafından, bir koloni olarak kurulmuş olduğu biliniyor.Enez ve çevresinde yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçen maddi kalıntılar, bu tarihi bilgileri doğruluyor. Hikayesi şöyle; evvel zaman içinde MÖ.6’ncı yüzyılın sonlarında, Pers kralı Darius’un; 513 tarihinde yaptığı İskit seferinden sonra, Trakya ve dolayısıyla Enez, Pers imparatorluğunun hakimiyeti altına girer. MÖ.478/477 yıllarında, Atik-Delos Deniz Birliğine katılır. Şehir, Pers Kral Barışı ile, MÖ.386 yılında, bağımsızlığına kavuşur. Helenistik çağda, Ptolemayosların hakimiyetinde kalır ve MÖ.190 yılında, Romalılar, Trakyayı ele geçirince, yeniden bağımsızlığına kavuşur. Bizans çağında, Prenslik merkezi olan Enez, Orta Çağda, Cenovalılar tarafından işgal edilir. 1456 yılında ise, Fatih Sultan Mehmet’in kaptanı Has Yunus Bey tarafından zapedilir ve Osmanlı Devletine katılır. İşte böyle….. Tamam tamam sıkılmayın hemen.

Tarihin yanı sıra denizi, güneşi, eğlencesi, plajı da harika. Gündüz deniz gece eğlence istiyorsanız aradığınızı bulacağınız mekanlar var. Yok ben çoluk çocuk giderim, sakin bir gezi yaparım diyorsanız o da uyar. Ama çocuklular için bir uyarı; sahil kesiminde, kısmi olarak Akdeniz ikliminin özellikleri görülen Enez’de sezon kısa ama şimdilerde tam zamanı…Hele bir de akşam üstü yüzünüzü okşayan ılık meltem rüzgarı, mevsim yaz bile olsa, akşama doğru, sertleşerek, üşümenize etken olabilir. Bu yüzden giderken hazırlıklı gidin.

ŞARKÖY

İkinci yakın rotamız Şarköy… Özellikle İstanbul ve Tekirdağ’lıların uğrak yeri olan Şarköy çocuklu aileler ve hareketli gecelerden kopamayan gençlerin tercihi. Şarköy’ün, kumsalının uzunluğu: 60 km. Evet, bu uzunlukta sahil: Türkiye’de yok, yani ülkemizin en uzun sahili. Dünya sıralamasında ise, sahil, bu uzunluğu ile, 12’nci sırada. Bu uzun sahil: deniz, balık, üzüm ve karides merkezi. 2006 ve 2007 yıllarında: denizi ve kumsalın temizliği nedeniyle “Mavi Bayrak” almış. Ha bir de  en çok yaz aşkı yaşanılan tatil yeri olarak, hafızalara işlenmiş. Gezinize renk katmak isterseniz diye dediydim bu anekdotu…

Deniz ürünleri konusunda zengin bir mutfağa sahip Şarköy’de, meşhur karidesi, uğmaç çorbası, kayık yemeğini, peynir helvasını mutlaka tadın. Şarköy şarapları, zaten tüm ülkede meşhur olmuş durumda. Tercihinize göre, tadabilirsiniz.  Temmuz en ideal ay Şarköy için. Ağustos başı dışında, insanı aptal edecek kadar rüzgarlı olan bir havası var. Kış ve bahar aylarında, gerilerde yetişen ormanlar; Şarköy’e farklı bir hava hissettiriyor.Kara üzümü, şarabı ve zeytini gerçekten çok meşhur. Özellikle: şarabı.

Çeşme-Alaçatı gibi merkezlerden daha fazla rüzgar alan Şarköy’de, sörf yapılabiliyor. Haziran aylarında sakin rüzgarı ile rüzgar sörfü bilmeyenler için de, öğrenim için uygun bir hava ve ortam sağlıyor. Temmuz ortalarında ise, daha profesyonel rüzgar sörfçüleri için, sert rüzgarlar oluşuyor. Şarköy’e gidince İĞDEBAĞLAR beldesine uğramayı da unutmayın. Üzümü, zeytini ve içimi güzel suyu ile tanınan bir belde. Şarköy’e 5 km. uzaklıkta. Kaymak gibi bir asfalt yoldan, buraya ulaşıyorsunuz. Bu köyün her yerinden ova ve deniz görünüyor. Rumlar kurmuş. Milli mücadeleden sonraki değişimde, buradaki Rumlar Selanik’e ve Selanik’teki Türkler ise, buraya taşınmışlar. Uzaktan resim gibi görünen köyün toprak yollarında, zorlukla yürünebiliyor. Rumlardan kaldığı belli olan taş evler, bakımsız. Ahşap evlerin ya bir, ya iki duvarı kalmış. Köy boş. Evlenenler, zamanla Şarköy’de ev kiralayıp ya da satın alıp, köyden ayrılmışlar. Köyde, yalnızca yaşlılar kalmış. Onlar da, kadın-erkek üzüm ve zeytin çapasına gidiyorlar. Her kez tarlasında bir şeyler uğraşıyor. Yani: bunları niye söylüyorum? Köye gittiğinizde, karşılaşacağınız manzara bu. E daha ne bekliyorsunuz, depoyu fulleyin.

DANİŞMENT ORMAN KAMPI

Son rotamız da maceraperest kampçılar için olsun…

Danişment,  Edirne Keşan’a bağlı bir orman kamp alanı. Kamp alanında çadır kurmak için pek çok  alan var ve siz de keyfinize göre kendi belirlediğiniz bir noktada çadırınızı kurabiliyorsunuz. Elbette ki yiyecek içecek ve gerekli ekipman  konusunda tedarikli olmanız şart.

Çadırlar denizin hemen dibine kurulmuyor, daha çok denizden birkaç metre içerideki ağaçlık alana kurulduğu için çadır alanı seçiminizi daha iç taraflarda yapmanızı tavsiye ederim. Çünkü gece aracıyla gelen olduğunda daha çok deniz ile ağaçlık alan arasında kalan yol çevresinde eğleniyor ve araçlar da çadır alanına kadar yanaşabildiğinden son ses müzik açılması ve dolayısıyla uykudan uyanmanız mümkün olabiliyor.

Hafta sonu ve bayramlarda da çadırlar arasında fazla yakınlaşma olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmak gerekiyor. Mantalite olarak Gökçetepe Tabiat Parkı‘ndan çok farkı yok. Danişment Orman Kampı yazın denizcilerin diğer mevsimlerde ise kampçıların mekanı diyebiliriz. Ama yazın özellikle hafta sonu oldukça kalabalık söylemesi benden, mümkünse hafta içi gidin. Kendi kendini temizleme özelliğine sahip Saroz Körfezi‘nde yer alan Danişment’te denize girmek isterseniz mutlaka deniz ayakkabısı ile girin, çünkü çok sayıda deniz  kestanesi çıkabiliyor karşınıza. Denizi de oldukça tuzlu…Motor seslerini duyuyorum sanki… Keyifli kamplar…

 

Yakın Yerler – 2

Bölgemizde kolaylıkla gidebileceğimiz yakın yer rotamızın ilk durağı KÜÇÜKKUYU…

Bizim ikinci yuvamız Küçükkuyu’da neler yok ki? Mitoloji tanrılarının fink attığı, Afrodit’in Hermes’le aşk yaşadığı, Paris’in Helena’ya aşkını sunduğu zümrüt taçlı efsanevi İda (Kaz) Dağı’nın eteklerindeki Küçükkuyu, doğal güzellikleri, denizi, deniz ürünleri, şifalı suları ve bitkileri, temiz havası, taş yapıları, tarihi değerleri ve zeytin-zeytinyağları ile Edremit Körfezi’nin ve ülkemizin gizli turizm cennetlerinden bir tanesi. Küçükkuyu’nun tarihi ve turistik yerlerinden bazılarını sizler için derledik…

 

KAZDAĞI MİLLİ PARKI

Kaz Dağı Milli Park sınırları içerisinde, 800’den fazla bitki türü bulunuyor. Milli  park özellikle bitki, kuş ve memeli hayvan türleri açısından çok zengin. Alanın milli park ilan edilmesi ve avlanmanın yasaklanmasıyla yaban hayvanı sayısında artış görüldü. Alanda bulunan 37 bitki taksonu endemik olup bu türlerden 9’u tüm dünyada sadece Kazdağlarında görülüyor. Milli parkta boz ayı, karaca, tilki, porsuk, sansar gibi büyük memeli hayvanlar yaşıyor. Alanda bulunan bazı kuş türleri ise; kaya kartalı, puhu ve anadolu sıvacısı. Milli parkta kaybolmaları önlemek ve koruma amaçlı bir rehber alınması zorunlu tutuluyor. Milli parkta kontrollü noktalarda çadırlı konaklama imkanı da mevcut.

 

KAZDAĞLARI’NDA TREKKİNG

Kazdağlarının Alplerden sonra dünyanın en yüksek oksijen oranına sahip dağları olduğu biliniyor. Trekking rotalarının bir kısmı serin kanyonlarda yapılırken bir kısmı da dağın yamaçlarından zirveye kadar uzanıyor. Bu kanyonların içinde en rağbet gören Şahinderesi Kanyonu. Bazı etaplar çok tehlikeli olduğu için rehbersiz girilmesine izin verilmiyor. Çamlıbel Köyü’nden yola çıkılan rota kimi zaman düz, kimi zaman da inişli çıkışlı. 10 kilometrelik parkurda Sutüven Şelalesi ve Hasanboğuldu da bulunuyor. Tahtakuşlar-Kapaklı-Dumanlı-Tavşanoynağı-Sarıkız Tepe parkuru Kaz Dağları’nın en zorlu ama çok zevkli bir parkuru.

 

HASANBOĞULDU

Edremit Akçay yolundan 5.5 kilometre sonra sağa dönülen yol Zeytinlik’e gidiyor. Zeytinlik köyünün kuzey çıkışında yol ikiye ayrılıyor. Soldaki yoldan Sütüven Şelalesi ve irili ufaklı göletlerin olduğu Hasanboğuldu’ya gidiliyor.

 

ADATEPE ZEYTİNYAĞI FABRİKA VE MÜZESİ

Türkiye’de bir ilk olan zeytinyağı müzesi; ziyaretçilerine hem kuru baskı tekniği ile zeytinyağı üretiminin nasıl yapıldığını gösteriyor hem de zeytinyağı ve sabun üretimiyle ilgili çeşitli araç gereçler fabrika binasında sergileniyor. Ayrıca taş baskı tekniği ile üretime devam ediliyor. Adatepe Zeytinyağı Müzesi Çanakkale-İzmir karayolu üzerinde Küçükkuyu kasabasının girişinde yer alıyor.

YEŞİLYURT KÖYÜ

Kaz Dağı eteklerinde yamaca kurulu olan köy deniz kıyısına 3 kilometre mesafede. Burada restore edilen taş evlerde konaklayabilirsiniz.

TAHTAKUŞLAR ETNOGRAFYA GALERİSİ

Türkiye’de ilk kez bir köyde kurulan Etnografya ve Sanat Galerisi olma özelliğini taşıyan galeri, Edremit’e 17 kilometre, Akçay’a 5 kilometre mesafede yer alıyor. Orta Asya’dan Türkiye’ye göç eden Konar/Göçer Türk boylarının ilginç ve özgün kültür varlıkları, giyim eşyaları, aletleri, halıları ve çadırları; sanat galerisinde ise her türlü sanat yapıtları yıl boyunca ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor.

E daha ne olsun, hala bavulları hazırlamaya başlamadınız mı?

ÇİLİNGOZ MİLLİ PARKI

İkinci rotamız Çilingoz Tabiat Parkı, hem çok yakın hem çok güzel…

Çilingoz Tabiat Parkı ve Plajını günübirlik gidilip hoş bir vakit geçirilecek bir yer olarak düşünüyorsanız lütfen tekrar düşünün. İstanbul’un tabiri caizse arka bahçesi gibi konumunda yerini almış olan Çilingoz Tabiat Parkı hem kamp ve doğa severlerin hem de deniz kum güneş isteyenlerin ortak buluşma noktası.

Çilingoz Tabiat Parkı İstanbul, Çilingoz kıyısında sahil ve yeşil alan olarak yaklaşık 17 hektar alana yayılmış ve 2011 yılında tabiat parkı olarak ilan edilmiştir. Park içerisinde bir çok olanak ziyaretçiler için kolaylık sağlıyor. Bunların içerisinde Piknik alanları, çadır, bungalov tipi konaklama karavanları ve yapılabilecek bir çok aktivite ile ziyaretçilerine harika zamanlar geçiriyor.

Alanda çok çeşitli kuş türleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; Bıldırcın, Karabatak, Çulluk, Atmaca, Puhu Kuşu, Ağaçkakan, Karatavuk, Leylek, Saksağan, Saka, Serçe gibi türlerdir. Diğer memeli hayvan türlerinden; Geyik, Karaca, Tilki, Ağaç Sansarı, Kurt, Çakal, Sincap, Kirpi, Tavşan, Köstebek, Kaplumbağa yer almaktadır. Denizde bulunan balık türlerinden; Barbunya, İstavrit, Kefal, Palamut, Vatoz; derede yaşayan balıklardan Alabalık, Sazan, Tatlısu Kefali, Yılan Balığı gibi türler bulunmaktadır.

İnce kumlu kumsalda denize girilebilmekte, kuzeyde gölün olduğu bölgede balık tutulabilmekte, orman içinde doğa yürüyüşü yapılabilmektedir. Alanda çadır kurup kamp yapmak için uygun alanlar bulunmaktadır. Ziyaretçiler, Tabiat Parkı içerisindeki kır lokantası ve büfeden faydalanabilmektedir.

 

GÜNEYLİ

Son rotamız Güneyli diye bir yer…

Saros Körfezi İstanbul’dan çıkıp Ege tatili için en kolay ve en çabuk ulaşabileceğiniz yer. Körfez’in etrafında irili ufaklı köyler ve tatil beldeleri var. Özellikle Erikli, Enez ve Mecidiyegibi yerler  çok biliniyor. Ancak pek bilinmeyen hatta iyi ki de bilinmeyen naif ama bir o kadar şirin bir köyü tantıyoruz size, ilk fırsatta yola koyulun.

Tekirdağ-Malkara  yolu üzerinden  Keşan’a, Keşan’dan sonra Gelibolu-Çanakkale tabelalarını izleyerek yola devam edin. Önce Korudağı’nı geçin, arkasından Bolayır’ı. Gelibolu‘na 10 km kala da sağda ufak bir Güneyli tabelası görüp direksiyonu köye doğru çevirin. Yolculuk yaklaşık 2.30-3.00 saat sürüyor. İşte Güneyli’desiniz…

Güneyli ufak bir köy. Yoldan sapınca önce köyün içerisinden geçiyorsunuz arkasından hemen sahil bölgesine ulaşıyorsunuz. Sahilde tamamen kumsal büyük bir koy karşılıyor sizi. Kumsal genişliği ortalama 50-60 metre. Uzunluğu ise tahminen 400 metre civarı.

Deniz de aynen kumsal gibi saf kum. Hem de pırıl pırıl, son derece berrak bir deniz. Dalga olduğunda biraz bulansa da Ege Denizi’nin o temizliğini her daim hissedebiliyorsunuz. Özellikle de sabah saatleri ‘koy bardağa iç’ cinsinden. Üstelik sığ bir deniz olduğu için çocuklar için de son derece uygun.

Kumsal üzerinde oradaki farklı işletmelerin şezlongları ve şemsiyeleri bulunuyor. Ege tatili için fiyatları Çeşme veya Bodrum ile kıyaslarsanız son derece komik kalıyor. Sahilde yemek yiyebileceğiniz küçük restaurant ve büfeler mevcut. Ali Usta’nın midyesinin tadına bakmayı unutmayın. Bir de çalışkan arılar Güneyli’nin tadını almış belli ki, arı olan yerde sağlık ve yaşam vardır unutmayın…

Yakın Yerler – 1

Kalabalık şehirler, yoğun çalışma koşulları, trafik, hiç bitmeyen görev ve sorumluluklar nefes almanızı zorlaştırıyor mu? Merak etmeyin, çünkü biz varız. Trakyadans olarak sizlere sunacağımız kaçış rotaları sayesinde, yenilenmiş ve tazelenmiş olarak tekrar devam edebilme gücü bulacağınıza söz veriyoruz. Elbette bu bölüm de kısa aralıklarla güncellenecek, bu yüzden takipte kalmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. Öncelikle yaza merhaba demeye çalıştığımız bugünlerde sizlere 3 harika rota önerimiz olacak. O halde başlayalım. İlk rotamız; Kırklareli/ DEMİRKÖY…

DEMİRKÖY;

Zümrüt yeşili ormanları, akarsuları, Istrancalar’a hakim eşsiz manzarası, Trakya’da yaz turizminin önemli uğrak noktalarından İğneada’ya yakınlığı, zengin tarih-kültür ve insan dokusuyla hazineler barındıran Demirköy; yörede çeşitli kanallardan yürütülen projelerle ivme kazanan eko-turizm faaliyetleri sayesinde son yıllarda daha bir çekim merkezi haline geldi. Bu dönüşümde doğal ve yerel lezzetlerin peşinden yollara düşenlerin önemli bir payı olduğu apaçık. Hal böyle olunca, Balkan mutfağının karakteristik lezzetlerini hazırlamakta maharetli Demirköylü hanımlar sahneye çıkmış ve yıllarca kabuğuna çekilmiş ilçelerinin tanıtımında önemli roller almaya başlamışlar. Demirköy’ü gezerken temiz hava ve bol oksijen sizi acıktırırsa mutlaka bu lezzetleri denemek için uğrayabileceğiniz duraklar; Beyhan’ın Trulya Mutfağı, Bonanza’nın Yeri, Samakof Kır Lokantası, Efkan Taş Mekan. Demirköy’de mutalaka Dupnisa Mağarasını görmelisiniz, Demirköy ilçesinin Sarpdere köyüne 5 km uzaklıktaki Dupnisa Türkiye’nin ikinci büyük mağarasıdır. İğneada kıyısında çayınızı içtikten sonra koruma altındaki göllerini, Hamam-Saka-Erikli-Sülüklü-Ramana-Mert-Pedina göllerini görmelisiniz. Özellikle: Petine ve Hamam gölleri: göçmen kuşlara ev sahipliği yapmasıyla önem kazanıyor. Yani, kuş gözlem meraklıları için ideal yerler.  Dünya üzerinde pek örneği bulunmayan, longoz ormanları ise Avrupa’nın en büyük su basar ormanı. Yani, ormanın zemini su ile kaplı. Bu 2500 m2 lik longoz ormanlık alanında: 550 bitki, 45 tür canlı, 25 tür sürüngen, 55 tür memeli, 30 tür tatlı su balığı, 25 tür deniz balığı ve 220 tür kuş barınıyor. Buralarda, orman içinde muhteşem güzel yürüyüşler yapabilirsiniz. Daha ne olsun, işte size dolu dolu bir hafta sonu…Bu arada Demirköy’e gitmişken el emeği yöresel ürünlerden almayı da unutmayın.

Bir sonraki hafta sonu rotamız; Tekirdağ / Şarköy/ UÇMAKDERE

UÇMAKDERE;

Tekirdağ’ın önemli turistik ilçelerinden Şarköy’e bağlı olan Uçmakdere köyü, eski bir yerleşim bölgesi. İki vadi arasında kalması nedeniyle geçmişte, “Vodin” olan adı, Ganos Dağları’na sırtını vermesiyle mübadeleden gelen göçle birlikte “Uçmakdere” olarak bugünlere kadar gelmiş. Motosiklet, bisiklet tutkunları ve mutlaka rotaları içinde Uçmakdere’yi bulundururlar. Virajlı yolları, aşağıya baktığınızda denize olan mesafeden dolayı ürküten bir yapısı olsa da karşıda Marmara Adası, Avşa Adası manzaraları, yeşillikler, üzerinizden uçan yamaç paraşütçüleri “iyi ki bu yolları, bu yöreyi tercih etmişim” dedirtecek bir çok güzelliği görmeniz mümkün. Bir köy evinin kapısını tıklarsanız, kim bilir evde yapma şarap ikramından da tadabilirsiniz. Köy kahvesinde çay yerine dağlarından toplanmış ıhlamur ve ada çayını tercih edin. Hâlâ vaktimiz var diyorsanız, Güzelköy (Melen) uğrak yeriniz olsun. Fener Rum Patriği Barthholomeos’un zaman zaman ziyaret ettiği, yeniden restore edilmesi düşünülen1865 yılı yapımı St.İoannis Theologos Manastırını, Hoşköy Feneri’ni, Mürefte’deki Şarap Müzelerini de görebilirsiniz. Hem çok yakın hem çok güzel, hadi hemen yola çıkın…

Bu yazının son rotası: Edirne/Keşan/ GÖKÇETEPE

GÖKÇETEPE;

Gökçetepe sahili, çam ağaçlarının denize uzandığı, deniz ve orman kokusunun birbirine geçtiği cennetten bir köşe, henüz çok fazla bilinmiyor. Bilen biliyor elbette ama neyse ki henüz bir Erikli değil. Gökçetepe Tabiat Parkı’nda ziyaretçilerin keyifli vakit geçirebileceği pek çok aktivite bulunuyor. Bunlardan en önemlisi, Saros Körfezi’nin cazibelerinden olan dalış noktaları. Dalgıçlar ve dalış kulüplerinin dalış için en çok tercih ettiği yerlerden biri, Gökçetepe. Dalış sporunun yanı sıra bölgede yapılabilecek farklı spor aktiviteleri de bulunuyor. Yamaç paraşütü, trekking, offroad, paintball, izci grupları gibi doğa sporları ve diğer aktiviteler…Gökçetepe Tabiat Parkı’nda yer alan organik gıda pazarında civar köylerden köylüler tarafından getirilen süt, peynir, sebze ve et gibi ürünler satılıyor. Gökçetepe Tabiat Parkı’nda konaklamak istiyorsanız tek alternatifiniz çadır. Ancak 13 Haziran’a kadar Parkın işletmesini alan Kartur firması hazırlıklarını tamamlıyor. Yani kamp planlarınızı bu tarihe göre ayarlasanız iyi olur. İşin güzel tarafı alan çok büyük olduğu için farklı farklı yerlerde çadır alanları mevcut. Buralarda ortak elektrik, tuvalet ve bulaşıkhane gibi hizmetler de var. Bir de bu alanlar haricinde gizli koyların dibinde insanların kimse tarafından rahatsız edilmeden konaklayabileceği alanlar var. İsterseniz  bu alternatif alanları da tercih edebilir, köylerden ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Hatta isterseniz, çok yoğun olmayan sezonda, 3-5 gün boyunca tek bir insana rastlamadan bile yaşayabilirsiniz. Tercih size kalmış. Gökçetepe Köyü’nün en önemli özelliklerinden biri karşısındaki Koru Dağı’nın tüm oksijenini alması. Bol oksijen, orman ve deniz havası iç içe. Denize girmenin haricinde orman içinde güzel yürüyüş rotaları var. Yürüyüş ve koşuyu sevenler için ortam çok müsait. Haftasonları, özellikle de pazar günü doğal olarak daha kalabalık.  Kumsalda şemsiye var ama şezlong yok. Ona göre tedbirli gelin.

Tabiat Parkı Kamp alanında konaklasanız bile girişte araba başı 20 lira ödüyorsunuz, haberiniz olsun. En güzeli Gökçetepe’de  gün batımından sonra ateş yakın, şarkılar söyleyin, dans edin, bol bol doğanın keyfini çıkarın.

Giderken beni de almayı unutmayın…