Yakın Yerler -3

Merhaba sevgili dans ve gezi tutkunları… Bu dizimizde de yine hem çok yakın hem çok güzel rotalar var. Haydi hemen anlatmaya başlayalım.

ENEZ

İlk rotamız benim de çok sevdiğim ve her hafta sonu gidebilmek için kandıracağım arkadaşlarımın da dünden razı olduğu ENEZ.  Enez, Yunanistan sınırında Edirne Keşan’a bağlı, berrak sularıyla ile Ege’nin en güzel başlangıç köşesi Saroz Körfezi’nde doğal avantajlara ve güzelliklere sahip olan M.Ö. 4000’lere kadar dayandığı tahmin edilen güzel ve küçük bir sahil yerleşimi. Enez deniz, tarih ve doğa turizminde en az Ege Bölgesi’ndeki turizm yöreleri kadar potansiyele sahip olmasına rağmen; henüz Türkiye’de yaşayanların birçoğunun bilmediği bir yer. İyi ki de bilmediği sadece bilenlerin gittiği ve bu yüzden de fazla bozulmadığı bir yer. Ancak ne yazık ki her geçen gün yazlık yerleşimi artıyor.

Harika denizinin ve geceleri çok kalabalık olan sevimli çarşısının yanı sıra arkeoloji ve tarih meraklıları için de tavsiye ettiğimiz bu rota son derece dolu bir rota. Ainos Antik Kenti mutlaka görülmeli. Enez’in kurulduğu yerde, antik çağda kurulan şehir olan: Ainos’un ilk sakinlerinin kimler olduğu kesin olarak bilinemiyor. Ancak, eskiçağ kaynaklarında, Ainos’un yerinde, önceleri Trak kabilelerinin yerleşik oldukları görülüyor. MÖ.7’nci yüzyılda, İzmir’in kuzeyinde, Aiolia bölgesinde yaşayan Aioller tarafından buranın iskan edildiği, daha sonra ise Mytileneliler ve Kymeliler tarafından, bir koloni olarak kurulmuş olduğu biliniyor.Enez ve çevresinde yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçen maddi kalıntılar, bu tarihi bilgileri doğruluyor. Hikayesi şöyle; evvel zaman içinde MÖ.6’ncı yüzyılın sonlarında, Pers kralı Darius’un; 513 tarihinde yaptığı İskit seferinden sonra, Trakya ve dolayısıyla Enez, Pers imparatorluğunun hakimiyeti altına girer. MÖ.478/477 yıllarında, Atik-Delos Deniz Birliğine katılır. Şehir, Pers Kral Barışı ile, MÖ.386 yılında, bağımsızlığına kavuşur. Helenistik çağda, Ptolemayosların hakimiyetinde kalır ve MÖ.190 yılında, Romalılar, Trakyayı ele geçirince, yeniden bağımsızlığına kavuşur. Bizans çağında, Prenslik merkezi olan Enez, Orta Çağda, Cenovalılar tarafından işgal edilir. 1456 yılında ise, Fatih Sultan Mehmet’in kaptanı Has Yunus Bey tarafından zapedilir ve Osmanlı Devletine katılır. İşte böyle….. Tamam tamam sıkılmayın hemen.

Tarihin yanı sıra denizi, güneşi, eğlencesi, plajı da harika. Gündüz deniz gece eğlence istiyorsanız aradığınızı bulacağınız mekanlar var. Yok ben çoluk çocuk giderim, sakin bir gezi yaparım diyorsanız o da uyar. Ama çocuklular için bir uyarı; sahil kesiminde, kısmi olarak Akdeniz ikliminin özellikleri görülen Enez’de sezon kısa ama şimdilerde tam zamanı…Hele bir de akşam üstü yüzünüzü okşayan ılık meltem rüzgarı, mevsim yaz bile olsa, akşama doğru, sertleşerek, üşümenize etken olabilir. Bu yüzden giderken hazırlıklı gidin.

ŞARKÖY

İkinci yakın rotamız Şarköy… Özellikle İstanbul ve Tekirdağ’lıların uğrak yeri olan Şarköy çocuklu aileler ve hareketli gecelerden kopamayan gençlerin tercihi. Şarköy’ün, kumsalının uzunluğu: 60 km. Evet, bu uzunlukta sahil: Türkiye’de yok, yani ülkemizin en uzun sahili. Dünya sıralamasında ise, sahil, bu uzunluğu ile, 12’nci sırada. Bu uzun sahil: deniz, balık, üzüm ve karides merkezi. 2006 ve 2007 yıllarında: denizi ve kumsalın temizliği nedeniyle “Mavi Bayrak” almış. Ha bir de  en çok yaz aşkı yaşanılan tatil yeri olarak, hafızalara işlenmiş. Gezinize renk katmak isterseniz diye dediydim bu anekdotu…

Deniz ürünleri konusunda zengin bir mutfağa sahip Şarköy’de, meşhur karidesi, uğmaç çorbası, kayık yemeğini, peynir helvasını mutlaka tadın. Şarköy şarapları, zaten tüm ülkede meşhur olmuş durumda. Tercihinize göre, tadabilirsiniz.  Temmuz en ideal ay Şarköy için. Ağustos başı dışında, insanı aptal edecek kadar rüzgarlı olan bir havası var. Kış ve bahar aylarında, gerilerde yetişen ormanlar; Şarköy’e farklı bir hava hissettiriyor.Kara üzümü, şarabı ve zeytini gerçekten çok meşhur. Özellikle: şarabı.

Çeşme-Alaçatı gibi merkezlerden daha fazla rüzgar alan Şarköy’de, sörf yapılabiliyor. Haziran aylarında sakin rüzgarı ile rüzgar sörfü bilmeyenler için de, öğrenim için uygun bir hava ve ortam sağlıyor. Temmuz ortalarında ise, daha profesyonel rüzgar sörfçüleri için, sert rüzgarlar oluşuyor. Şarköy’e gidince İĞDEBAĞLAR beldesine uğramayı da unutmayın. Üzümü, zeytini ve içimi güzel suyu ile tanınan bir belde. Şarköy’e 5 km. uzaklıkta. Kaymak gibi bir asfalt yoldan, buraya ulaşıyorsunuz. Bu köyün her yerinden ova ve deniz görünüyor. Rumlar kurmuş. Milli mücadeleden sonraki değişimde, buradaki Rumlar Selanik’e ve Selanik’teki Türkler ise, buraya taşınmışlar. Uzaktan resim gibi görünen köyün toprak yollarında, zorlukla yürünebiliyor. Rumlardan kaldığı belli olan taş evler, bakımsız. Ahşap evlerin ya bir, ya iki duvarı kalmış. Köy boş. Evlenenler, zamanla Şarköy’de ev kiralayıp ya da satın alıp, köyden ayrılmışlar. Köyde, yalnızca yaşlılar kalmış. Onlar da, kadın-erkek üzüm ve zeytin çapasına gidiyorlar. Her kez tarlasında bir şeyler uğraşıyor. Yani: bunları niye söylüyorum? Köye gittiğinizde, karşılaşacağınız manzara bu. E daha ne bekliyorsunuz, depoyu fulleyin.

DANİŞMENT ORMAN KAMPI

Son rotamız da maceraperest kampçılar için olsun…

Danişment,  Edirne Keşan’a bağlı bir orman kamp alanı. Kamp alanında çadır kurmak için pek çok  alan var ve siz de keyfinize göre kendi belirlediğiniz bir noktada çadırınızı kurabiliyorsunuz. Elbette ki yiyecek içecek ve gerekli ekipman  konusunda tedarikli olmanız şart.

Çadırlar denizin hemen dibine kurulmuyor, daha çok denizden birkaç metre içerideki ağaçlık alana kurulduğu için çadır alanı seçiminizi daha iç taraflarda yapmanızı tavsiye ederim. Çünkü gece aracıyla gelen olduğunda daha çok deniz ile ağaçlık alan arasında kalan yol çevresinde eğleniyor ve araçlar da çadır alanına kadar yanaşabildiğinden son ses müzik açılması ve dolayısıyla uykudan uyanmanız mümkün olabiliyor.

Hafta sonu ve bayramlarda da çadırlar arasında fazla yakınlaşma olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmak gerekiyor. Mantalite olarak Gökçetepe Tabiat Parkı‘ndan çok farkı yok. Danişment Orman Kampı yazın denizcilerin diğer mevsimlerde ise kampçıların mekanı diyebiliriz. Ama yazın özellikle hafta sonu oldukça kalabalık söylemesi benden, mümkünse hafta içi gidin. Kendi kendini temizleme özelliğine sahip Saroz Körfezi‘nde yer alan Danişment’te denize girmek isterseniz mutlaka deniz ayakkabısı ile girin, çünkü çok sayıda deniz  kestanesi çıkabiliyor karşınıza. Denizi de oldukça tuzlu…Motor seslerini duyuyorum sanki… Keyifli kamplar…

 

Posted in Duyuru, Haberler and tagged .

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.