Sinema ve Dans

Birbiriyle komplike ilişkisi göz ardı edilemeyecek 2 sanat, biri kadim, diğeri uygarlık tarihinin en genç sanat dalı… Trakyadans olarak biz en sevdiğimiz iki sanatın ilişkisine bir baktık ve sizlere mutlaka izlemeniz gereken filmler seçtik. Keyifli okumalar…

İnsanların doğada bulunan varlıkların hareketlerini taklit etmesiyle başladığı kabul edilen dans, giderek âyinlerde tanrılara yakarma ve dua aracı olarak kullanıldı. Zaman içinde sosyo-kültürel bir olgu olarak bir görev veya ödev oldu. Dansın bir görev veya ödev olduğu toplumlarda ise herkes dans ettiği için, dansçılık diye bir meslek de yoktu. Bu toplumlar için dans sıradandı. Zaman içinde kültürle şekillenen dans, seyirci için yapılmaya başlandı. Bunun sonucu olarak da bir sanat dalı olarak gelişti ve sahne sanatları arasında yer aldı.

Sinema ise bu kadim sanatın yanında çok genç…

Louis ve Auguste Lumiere kardeşlerin “Sinematographe” adını verdikleri aygıtlarıyla 28 Aralık 1895’te Paris’te Grand Cafe’de yaptıkları gösterimle doğdu.

Sinemanın doğduğu yıllara(1895- Lumiere Kardeşler) bakıldığında yapılan ilk çekimlerde sokaktaki trafik, kuşların uçuşu, hayvanların hareketi, sirk oyuncularıyla birlikte en fazla kaydedilen görüntülerden biri de dans görüntüleridir. Bir ritme göre hareket eden beden ve bir ritme göre hareket eden görüntülerin işbirliği işte böyle başladı. O halde sinema dilini görüntülerin koreografik dansı olarak tanımlamamızda bir engel olmasa gerek.

1897’de film çekmeye başlayan Thomas Edison dans filmleri çeken ilk yönetmenlerden biridir. Edison’un çektiği bazı filmler: Anabella in Her Sepantine Dance, Bevery Waltz, Coquette Dance, Dance of Rejoicing.

En eski bale filmi Danimarkalı saray fotoğrafçısı Peter Elfelt tarafından 1902-1906 yılları arasında çekildi. Filmde Royal Danish Ballet üyesi dansçılar rol aldılar.

Yüzyılın başında vodvillerde canlı performansların yanında filmlerde gösterilmeye başlandı. 15 dakikalık bu filmlerde genellikle belly dansçılarıcakewalks dansı yapan siyahlar, skirt dancers, ağzında bir sandelyeyle dans eden kadın görüntüsü gibi görüntüler yer almaktaydı.

İlk dönem filmleri küçük tiyatrolarda, çadır şovlarında, nickelodeonlar da gösteriliyordu. Bu filmlerden sanatsal bir beklenti yoktu ve sadece popüler tüketim için üretiliyorlardı. Fransız yapımcı Georges Melies bu anlamda bir istisna olarak karşımıza çıkıyor. Müzik salonlarının güzelliğini ve baleyi kamera hileleri ve mizahın yardımıyla sürreal bir şekilde vermiştir. Melies’in en ünlü filmi Paris revülerinden esinlenerek yaptığı ,A Trip to the Moon (1902) filmidir.( Bkz. http://www.bgst.org/dans-tarihi/sinemada-dans) Burada sinema tarihinin ilk öykülü film yapımcısı Melies Ustaya da yıldızlara doğru saygılarımızı göndermiş olalım.

Sonuç olarak geçmiş zamanlarda başlayan dans ve sinema aşkı günümüze dek sürüyor. Sizce de bu aşk ölümsüz değil mi? İşte sizin için seçtiğimiz mutlaka izlemeniz gereken filmler. Filmlere bir göz atın ve kararınızı verin.Bu arada bizim unuttuklarımızı da lütfen bize yazıverin…

https://tr-tr.facebook.com/TRakyaDans/

  1. CARLOS SAURA- TANGO- 1999
  2. PEDRO ALMODOVAR- TALK TO HER- 2002
  3. LARS VON TRIER- DANCER IN THE DARK- 2000
  4. BRUCE BERESFORD- MAO’S LAST DANCER – 2009
  5. TONY GATLİF- LATCHO DROM- 1993
  6. RANDAL KLEISER- GREASE- 1981
  7. DARREN ARONOFSKY- BLACK SWAN- 2011
  8. BAZ LUHRMANN- MOULIN ROUGE- 2001
  9. STEPHEN DALDRY- BILLY ELLIOT- 2001
  10. ALAN PARKER- FAME- 1980
Posted in Duyuru, Haberler.